KURULUŞUNUN 85. YILDÖNÜMÜNDE “TALİM VE TERBİYE”NİN TÜRK EĞİTİM VE KÜLTÜR POLİTİKALARINDAKİ YERİ

Kemal KOÇAK (*)
GİRİŞ
Eğitim sisteminin birbirini tamamlayıcı iki önemli görevi bulunmaktadır. Birinci görev, milletin kültürünü meydana getiren sağlam ve kalıcı değerleri genç kuşaklara aktararak milletin sürekliliğini sağlamaktır. İkinci görev, toplumun yaşayışında/davranışlarında istenilen bir takım değişiklikleri gerçekleştirmek; toplumun gelişmesini, ilerlemesini ve çağdaşlaşmasını sağlamaktır. Eğitim, bu görevlerin ikisini birden yerine getirmekle yükümlüdür. Bunlardan birincisi gerçekleşmediğinde toplumda kopukluk olur, milletin sürekliliği tehlikelerle karşılaşır. İkinci görev gerçekleşmediğinde, toplum geri kalır, çağın gelişmelerine ayak uyduramaz, varlığı tehlikeye düşer.
Kültür; bir milletin duygu, düşünce ve davranış kalıplarını, belirli dönemlerdeki bilgi, sanat ve beceri birikimlerini, kendi varlığı hakkındaki tarih şuurunu ve milletin belirginleşen objektif sosyal yapısına sahip olan sistemler bütününü, din, ahlak, dil, sanat ve edebiyat ile ekonomik ve teknolojik kurumların biçim ve içeriklerini kapsayan tarzları biçiminde anlaşılmakta/tanımlanmaktadır.
Bir milletin hissettiği duygular, ortaya koyduğu düşünceler, gösterdiği davranış ve beceriklikler, ürettiği bilgiler, somutlaştırarak anıtlaştırdığı estetik değerler (güzel-çirkin), biçimlendirdiği sosyal yapılar, uyguladığı dini (helal-haram), ahlaki (iyi-kötü), hukuki (haklı-haksız), ekonomik ve teknolojik sistemler ve tarih şuuru gibi unsurlar, o milletin zaman içinde yaşadığı sosyal gerçeklik(realite)lerdir.
Kültür, tarihi bir birikimdir. Bu birikim, tarih içinde meydana gelen şartların özüne dokunamadığı iman, kanaat ve bilgiler ile davranışların bütünüdür. Tarihi birikimin sonucu maddi ve manevi kültür değerleri oluşur.
Bu değerlerin, toplumun bütün kesimlerinde bütünleştirici bir tesir göstermesi milli şuura yol açar. Milli şuur; toplumun kimliğine sahip çıkması, kendine güvenmesi, yeni mal, hizmet ve fikir üretmesi, tarih içinde devam etme arzusu ve inancıdır. (1)

“Türk Milli Eğitimi”nden sorumlu yetkililer, çağdaş topluma olumlu bir tavır takınma ihtiyacı duymuşlar ve yapıcı düşüncelerle, Türk milletinin bütün fertlerini gelecekteki sosyal, kültürel ve ekonomik hayat rolleri için hazırlamak üzere eğitim-öğretim programları geliştirmişlerdir. Bilim ve teknoloji, sosyal yapı, aile ve çalışma hayatı gibi alanlarda meydana gelen değişiklikler, Türk milletinin ihtiyaçlarını ve “Türk Milli Eğitimi”nin amaçlarını etkilemektedir. Bu etkileme, eğitim sisteminde düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmaktadır. Yapılan düzenlemeler programlarla netlik kazanmaktadır. Eğitimde meydana gelen değişmelerin ve yapılan araştırmaların sonuçları, programlar aracılığı ile eğitim-öğretim kurumlarına/öğrencilere ulaştırılmaktadır.
Türkiye’de, millî eğitim hizmetlerini; Anayasa, 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, kalkınma plân ve programları doğrultusunda yürütmek üzere Millî Eğitim Bakanlığı kurulmuştur (2).
Talim ve Terbiye Kurulu, bakanın “en yakın bilimsel danışma ve karar organı”(3) olarak bakanlık merkez teşkilâtındaki yerini almıştır.
Bu çalışmada, “Talim ve Terbiye’nin Türk Millî Eğitim ve Kültür Politikalarındaki Yeri”,”anlayış, hükûmet programları, görevlerin yerine getirilmesi” bakımından incelenip değerlendirilmiştir.
Cumhuriyetten günümüze eğitim ve kültür politikalarını, siyasî iktidarları hükûmet programları ve bu programlara göre eğitim ve kültür alanındaki uygulamalar biçimlendirmiştir. Eğitim ve kültür politikalarının uygulamalarında, iç ve dış politika etkileyici ve düzenleyici rol oynayabilmiştir. Buna göre, Cumhuriyetten günümüze eğitim ve kültür politikaları, programlara ve ders kitaplarına yansımalarının gerçekleşme durumuna göre başlıca beş (Türk Tarih Tezinin Etkisinde Millileştirme Dönemi, Kültürde Hümanizma Akımının Etkili Olduğu Dönem, Çok Partili Hayat – Demokratikleşme Dönemi, Türk – İslâm Sentezinin Etkili Olduğu Dönem, Küreselleşme-Avrupa Birliği Müzakere Süreci) dönemde/zaman sürecinde incelenebilir: Eğitim ve kültür politikalarının gerçekleşme durumu, Talim ve Terbiye’nin Millî Eğitim Bakanlığı merkez, taşra ve yurtdışı teşkilâtındaki etkisi(yeri)ni ortaya koyacaktır.

A. CUMHURİYETTEN GÜNÜMÜZE YENİ TOPLUM DÜZENİ
1. Türk Tarih Tezinin Etkisinde Millileştirme Dönemi ( 1923 – 1938 )
Cumhuriyetle başlayan Yeni Toplum Düzeni, Gökalp’in düşüncelerinin etkisinde şekillenmiştir. Gökalp, bir otokton düşünür özelliği ile Türk İnkılâbı’nın manevî babası olarak kabul görmektedir. Gökalp, Osmanlı toplumunun ortak bir din etrafında birleşen, fakat millet seviyesine henüz ulaşmamış, ümmet kimliğine sahip olduğunu ileri sürmüştür. Tek başına dinî inançlar milletleşme süreci için yeterli olamadığından; milletleşme olgusu için dil, kültür ve duyguda birlik temel hareket noktasıdır. Ümmetten millete geçiş, dilde ve duyguda birliğe ulaşmakla gerçekleşebilir. Batı, bu çizgiyi takip etmiş ve millet seviyesine yükselmiştir(4).
Eğitimin amacı, millî devleti gerçekleştirmekti. Bu özelliği ile eğitim, Türk İnkılâbı’nın elinde yeni bir araç konumundadır. İdeal bir toplum için, öncelikle plânlanmış ve düzenlenmiş bir eğitim ön plânda yer almaktadır. Eğitimden iki amacı gerçekleştirmesi beklenmektedir. Bunlar :
a. Ümmetten millete geçişin plânlanması,
b. Millî kültür ekseni etrafında milletleşme sürecinin hazırlanmasıdır.
Bunun için, hareket noktası olarak “ millî kültür “ kavramının ve kaynaklarının belirlenmesi gerekmektedir. Öncelikle, kültürün Asyatik yapısına yönelinmiş, dil ve tarih tezlerine dayalı yeni bir kimlik anlayışı ortaya konulmuştur.
Türk İnkılâbı, dil ve tarih tezleri ile din de Gökalp’in gündeme getirdiği ladini (laicus) kavramıyla yeni bir biçime kavuşmuştur. Bu durumda, Türk İnkılâbı’nın köklere dönmek suretiyle Batılılaşma çizgisinde yürümeyi hedeflediği söylenebilir. Bu dönemde millî eğitim; dil, tarih ve din alanında yapılan düzenlemeler için taşıyıcı görevini üstlenmiştir.
Türk toplumu, dilde, duyguda ve düşüncede köklere yönelik bir tarih şuuru kazanmak suretiyle milletleşme sürecine ulaşabilmiştir. Milletleşme, tasada ve kıvançta ortak duyguların bir yansımasıdır.
Gökalp, Yeni Toplum Düzeni için İslâmlaşma, Türkleşme ve Batılılaşma tezini ileri sürmüş ve belirli bir süre etkili olmuştur. Cumhuriyet yönetimi, bir süre sonra Laikleşme, Batılılaşma ve Türkleşme sloganlarını benimseyerek Gökalp’ten ayrılmıştır(5).
Atatürk döneminde, milletleşme sürecinde takip edilen millî eğitim politikası temelde bir kimlik arayışı biçiminde tezahür etmiştir. Günümüzde, kimi kişi ve grupların, resmî teori/resmî tez diye niteledikleri yargılar, aslında milletleşme olgusunun bir restorasyonu olarak kabul edilebilir. Dil ve tarih şuurunun canlanışı, milliyetçiliğin yükselişidir.
Türk Tarih Kurumu aracılığında, Gazi Mustafa Kemal’in çok yakın ilgisi ve bir takım Avrupalı Türkologların desteğiyle Türk Tarih Tezi ortaya atıldı. Buna göre, dünyadaki bütün medeniyetlerin temeli tabiî (doğal) sebeplerle Orta Asya’daki ana yurtlarından ayrılmak mecburiyetinde kalan Türkler tarafından taşınan Türk Medeniyetidir. Türk Tarih Tezi’yle meydana getirilmek istenen millete, tarih vasıtasıyla millî şuur aşılanmak hedeflenmiştir.
Cumhuriyet dönemi hükûmet programlarında eğitim ve kültür politikaları, Atatürk’ün ve dönemindeki fikir ve Devlet adamlarının koydukları esaslara göre tespit edilmiş ve uygulanmıştır. Atatürk’ün ölümünden sonra ise, Atatürk ilkeleri esas olmasına ve Millî Eğitim Bakanlığı programlarına yansımasına rağmen, hükûmetler döneminde aynı titizlik ve cesaretle uygulama imkânı bulamamıştır.
Fevzi, Çakmak başkanlığında, 25 Nisan 1920’de kurulan Muvakkat İcra Encümeni’nin programı 3 Mart 1920’de açıklanmıştır. Dr. Rıza Nur’un Maarif Vekili olduğu İcra Heyeti programındaki esaslar şunlardır(6):
“ Maarif işlerindeki gayemiz; çocuklarımıza verilecek terbiyeyi her manası ile dinî ve millî bir hâle koymak ve onları cidal-i hayatta muvaffak kılacak, istinadgâhlarını kendi nefislerinde bulduracak kudret-i teşebbüs ve itimad-ı nefis gibi seciyeler verecek, müstahsil bir fikir ve şuur uyandıracak bir derece-i âliyeye i’sâl eylemek, tedrisat-ı resmiyeyi, bütün mekteplerimizi en ilmî, en asrî olan esasat ile kavâin-i sıhhiye dairesinde yeniden tanzim ve programlarını ıslah etmek, mizac-ı millete ve şerâit-i coğrafiye ve iklimiyemize, ananât-ı tarihiye ve ictimaiyemize muvafık ilmî ders kitapları meydana getirmek, halk kütlesinden lügatları toplayarak dilimizin kamusunu yapmak, bizde ruhu milliyi nemalandıracak âsâr-ı tarihiye, ebediye ve ictimaiyeyi erbâbına yazdırmak, âsâr-ı atika-ı milliyeyi tescil ve muhafaza eylemek, garb ve şarkın müellefât-ı ilmiye ve fenniyesini, dilimize tercüme ettirmek, hasılı bir milletin hıfzı hayat ve mevcudiyeti için en mühim âmil olan maarif umûruna dikkat ve gayret-i mahsusa ile çalışmaktır. Bugün ise ilk işimiz mekâtibi mevcudeyi hüsn-i idare etmektir “.

Maarif Vekâletinin ilk teşkilâtı:
1. Program Heyeti,
2. İlk Tedrisat Müdürlüğü,
3. Orta Tedrisat Müdürlüğü,
4. Hars (Kültür) Müdürlüğü,
5. Sicil ve İstatistik Müdürlüğü,
Olmak üzere beş birimden ibarettir. Bakanlığın “danışma birimi” olan Program Heyeti, Talim ve Terbiye Kurulu’nun temeli/çekirdeğidir. 1921’de Program Heyeti, maarifçe kendilerine gönderilen eserleri inceleme hizmetlerini yürütmekle görevli “ Telif ve Tercüme Dairesi”ne dönüşmüştür.
Türk İstiklâl Harbi’nden sonra yıkılan ülkeyi yeni baştan kurmak için, diğer kurumlarda olduğu gibi eğitim kurumunda da Türk İnkılâbı’nın birer parçası olarak çeşitli kurumların yönetimindeki dağınıklığı ortadan kaldırmak ve öğretimi devletin gözetim ve denetiminde yapmak için, 3 Mart 1924’te 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu çıkarılmıştı. Kanunun hükümleri şöyledir:
Madde 1 – Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaletine merbuttur.
Madde 2 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekaletine devir ve raptedilmiştir.
Madde 3 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mekatip ve medarise tahsis olunan mebaliğ Maarif bütçesine nakledilecektir.
Madde 4 – Maarif Vekaleti yüksek diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de aynı mektepler küşat edecektir.
Madde 5 – Bu kanunun neşri tarihinden itibaren terbiye ve tedrisatı umumiye ile müştegil olup şimdiye kadar Müdafaai Milliyeye merbut olan askeri rüşti ve idadilerle Sıhhiye Vekaletine merbut olan darüleytamlar, bütçeleri ve heyeti talimiyeleri ile beraber Maarif Vekaletine raptolunmuştur. Mezkür rüşti ve idadilerde bulunan heyeti talimiyelerin ciheti irtibatları atiyen ait olduğu Vekaletler arasında tahvil ve tanzim edilecek ve o zamana kadar orduya mensup olan muallimler orduya nispetlerini muhafaza edecektir.(Ek: 22/4/1341 – 637/1 md.) Mektebi Harbiyeden menşe teşkil eden askeri liseler bütçe ve kadrolariyle Müdafaai Milliye Vekaletine devrolunmuştur.
Madde 6 – İşbu kanun tarihi neşrinden muteberdir.
Madde 7 – İşbu kanunun icrayı ahkamına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu, millî eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde “ Anayasa, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile kalkınma plan ve programları”(7) ile birlikte Millî Eğitim Bakanlığının teşkilât ve görevlerine ilişkin esasların düzenlenmesinde gözetilecek çerçevelerden biridir.
22 Kasım 1924 tarihinde kurulan ikinci Fethi Okyar hükûmetinde Maarif Vekili Şükrü Saraçoğlu’dur. Hükûmetin programı şöyledir (8) :
“ Meclis-i Alinizin yüksek karariyle tevhid-i tedrisât esaslarını kabul ederek selamet yolunu bulmuş olan Maarifimizi aynı yolda yürütmek ve Türk vatanına talim ve terbiyenin muhtaç olduğu intizam ve inzibat altında yeknesak terbiye ve tahsil ile mücehhez, hayat için hazırlanmış gençler yetiştirmek gayemiz olacaktır. Halkımızın maarife karşı gösterdiği büyük alâkayı bihakkın tatmin edebilmek üzere muallim noksanının telâfisine çalışmak ve alelumum mektep programlarıyla mektep teşkilâtının istikrarını temin için lüzumsuz tebeddülâttan ictinap etmek vazifemizdir “.

8 Kasım 1928’de kurulan dördüncü İsmet İnönü Hükûmetinin Millî Eğitim Bakanlıklarını sırasıyla Mustafa Necati, İsmet İnönü(vekil), Vasıf Çınar ve Cemal Hüsnü Taray yapmıştır. Hükûmetin programı şöyledir (9) :
“ Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde millet mektepleri teşkilâtı yapacağız. Bu teşkilât şehir ve köy, bütün yurdu kaplayarak, vatandaşların işlerinin maişetlerinin en müsait devirlerinde ve yanlarında ya iki aylık ya da dört aylık kurslar açılacak, şehirde ve köyde mekteplere, muayyen ictima mahallerine gelmeğe vakitleri müsait olmayan vatandaşlar için seyyar muallim teşkilâtı yapılacak; devletin en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün memurları millet mektepleri teşkilâtında ihtiyaca göre çalışacaklar. Reisicumhur Hazretleri millet mektepleri teşkilâtının umumî reisliğini ve baş muallimliğini kabul buyurmuşlardır. Bu teşkilât ile bir senede vatandaşların maişet hayatındaki düzeni hiç sarsmaksızın geçkin yaşlara birkaç yüzbin nüfusu okutabileceğimizi hesap ediyoruz…”

22 Mart 1926’da 789 sayılı “Maarif Teşkilâtına Dair Kanun”la eğitim politikasını belirlemek için, Türk dili ve diğer bilimsel sorunlarla uğraşacak “ Dil Heyeti”, eğitim-öğretim işleriyle uğraşacak “Millî Talim ve Terbiye Dairesi” olmak üzere iki danışma organı kurulmuştur.
Dönemin Maarif Vekili Mustafa Necati, 9 Şubat 1926’da “Millî Talim ve Terbiye Dairesi”nin kurulması lüzumunu şöyle belirtmiştir(10):
“Malumunuzdur ki, Maarif Vekâletinde devamlı olarak Talim ve Terbiye işlerini yapacak bir daire kurulmuş değildir. 1923 senesinden beri zaman zaman toplanan ilmî heyetlerle bu görevin yapılması düşünülmüş ise de bu mümkün olmamıştır. Her müterakki memleketin merkez teşkilâtında en önemli görevleri yapan bu ilmî heyetler hakkında özet fikir vermek için bir misal vereceğim. Bu misal Fransa’dır. Fransa’da bir eğitim yüksek meclisi vardır ki prof-gramlarda ve teşkilâtta azamî söz ve rey sahibidir.
Maarif teşkilâtımızı ilmî esaslar üzerine kurmak, terbiye ve tedris sitemlerimizi memleketin ihtiyaçlarına ve muasır medeniyet şartlarına uygun olarak düzenlemek için yetkili kişilerle bizim de böyle bir teşkilât vücuda getirmemize katî ihtiyaç vardır.
Maarif Vekâleti içinde maarifin esas şartlarını, programını uzun tetkiklerle ancak böyle bir heyet hazırlayabilir. Bu heyet hakkında Heyet-i Vekilece kabul edilen ve meclise sevkedilen kanunda özel madde vardır. Bu heyete şahsım adına bir ehemmiyet-i mahsusa vermekte olduğumu söylemeyi zaid görmem. Genel eğitimimizde bizi muayyen usullerle muayyen hedefe götürecek ancak böyle kuvvetli bir teşkilâtın düşünerek, okuyarak, tetkik ederek vereceği kararlardır.”

789 sayılı kanun gereğince, Bakanlar kurulu kararı ile Millî Talim ve Terbiye Dairesi’nin teşkilât ve görevlerini düzenleyen bir yönetmelik kabul edilmiştir. 28 Mart 1926 gün ve 3393 sayılı yönetmeliğin 1’inci maddesinde dairenin görevleri şöyle belirtilmiştir:
“Madde 1- 22 Mart 1926 tarihli kanuna göre teşkil edilen Millî Talim ve Terbiye Dairesinin vazifeleri şunlardır:
a. Millî Eğitimle ilgili yönetmelik, tüzük ve kanun tasarılarını hazırlamak, incelemek ve mevcut yönetmelik, tüzük ve kanunlarda değişiklik yapılmasına ihtiyaç görülen husular hakkında Bakanlığa teklifte bulunmak,
b. Her derece genel ve meslek okullarının programlarını doğrudan doğruya veya uzmanlar vasıtasıyla düzenlemek ve değiştirmek,
c. Darülfünun şubeleri da dahil olduğu hâlde, yüksek ve orta dereceli her çeşit okulların yeniden kurulması veya lağvedilmesi hususunda görüşlerini bildirmek,
d. Okullarda kabul ve uygulanacak eğitimi ve öğretimin amaçları, sistem ve usulleri hakkında karar almak,
e. Gençleri Cumhuriyet esasına göre hazırlayacak ve okullarda Millî Terbiyeyi kuvvetlendirecek tedbirler almak,
f. Okulların derecelerini tayin ve imtihan usulleri ve mezun olma şartları hakkında karar almak,
g. Halkın terbiye ve aydınlatılması için tedbirler düşünmek,
h. Mevcut öğretmenlerin meslekî bilgi ve güçlerini artırmak için gerekli tedbirleri almak,
i. Türk öğrencilerinin yabancı ülkelerde öğrenim meselesi ile Maarif Vekâletinin yabancı ülkelerden getireceği her çeşit uzmanlar hakkında fikrini söylemek,
j. İlk ve orta dereceli okullarda okutulmak üzere yazılan kitapları incelettirmek ve bunlardan öğretim programına uygun ve pedagojik şartları taşıyanları kabul etmek ve onamak,
k. Bakanlık hesabına bastırılması gereken okul kitaplarını tespit etmek,
l. Yabancı dilde yazılmış pedagojik mecmua ve kitapları takip etmek, Türkiye öğretmenlerine faydalı olanlarını aynen veya özet hâlinde yayımlamak,
m. Maarif Vekâletinin ilmî risale ve mecmualarını yayımlamak,
n. Bakanlık hesabına bastırılmak üzere dışardan verilip Bakanlık Makamınca kurula gönderilen ilmî eserleri doğrudan doğruya tetkik ederek veya uzmanlarına tetkik ettirerek kabul veya reddetmek.”

22 Haziran 1933 tarih ve 2287 sayılı “Maarif Vekâleti Merkez Teşkilâtı ve Vazifeleri Hakkında Kanun”la, bilimsel danışma organları olarak Maarif Şûrası ile Millî Talim ve Terbiye Heyeti kurulmuştur. 2287 sayılı kanunun bazı maddelerini değiştiren 9 Haziran 1937 tarih ve 3225 sayılı kanunla “Maarif Şûrası” “Millî Eğitim Şûrası”na, “Millî Talim ve Terbiye Heyeti” “Talim ve Terbiye Kurulu”na dönüştürülmüştür.

1 Kasım 1937’de kurulan Celâl Bayar Hükûmetinde Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’dır. Hükûmetin programı şöyledir (11) :
“ Parti programımızdaki direktiflere göre, millî kültür sistemimizin inkişafına azami gayret vereceğiz.
İlköğretim her bakımdan üzerinde en çok duracağımız ve en çok ehemmiyet vereceğimiz mevzudur.
Aile ocağından sonra millî kültür ile ilk temas ilkokullarda başlıyor. Genç vatandaşlar her şeyi benimseyen ve henüz kabiliyeti teessüs etmemiş olan taze zekâsı ile ancak en doğruyu en iyiyi ve en güzeli öğretecek bir müesseseye emanet edilebilir.
İlk tahsilde alınan fena intibaları müteakiben düzenleyebilecek âli bir tahsil sistemi henüz icad edilmemiştir.
Fena bir ilk öğretim, fena bir hayata başlayış demektir. Bu genç vatandaşın karakterinin teşekkülüne mani olur ve hatta bozabilir, bunun içindir ki, ilköğretime en çok ehemmiyet vereceğiz. En kıymetli en iyi yetişmiş ve en kıymetli elemanlarımızı bu işte ve bu iş için adam yetiştirmekle kullanacağız. İyi bir ilkokul öğretmenini en yüksek bir okul öğretmeninden mahiyet itibari ile daha az mühim bir vazife almış saymıyoruz ve kendilerini hayatı ile refahları ile ve bu mühim vazifeyi başarış kabiliyetleri ile en yakından alâkadar olmakta devam edeceğiz… “
“… Millî kültür bakımından büyük önemi olan ve şefin ilim ve kültür sahasında en büyük abidelerinden biri hâlinde daima yükselecek bulunan tarih ve dil araştırmalarımıza ve bunlarla alâkadar işlere hususî ehemmiyet vermeğe devam edeceğiz..”

2. Kültürde Hümanizma Akımının Etkili Olduğu Dönem ( 1938 – 1950 )
Bu dönemde; Atatürk döneminde gerçekleştirilmesine çalışılan millî tarih ve millî kültüre dayalı Asyatik kökenli milliyetçilik ideolojisi, “ Kültürde Hümanizma “ teziyle millî köklerden koparılarak Greko-Lâtin kaynaklara dönüşmüştür. Millî kültür politikası yerine Türk Hümanizması olarak bilinen akım, millî kültür tezinin alternatifi olmuştur. Böylece, çok isabetli ve rasyonel kararlarla başlatılan milletleşme olgusu, suyu geçerken at değiştirme anlamında bir çıkışla millî köklerden koparılarak Greko-Lâtin kaynaklara yönlendirilmiştir(12).
Eğitimin yön değiştirmesi denilebilecek bu sapma Türk milletini Batıya değil, Batının köklerini meydana getiren kültlere götürmüştür. 1923 – 1938 yılları arasında devam eden millî eğitim politikası, farklı bir eksene dayandırılmak suretiyle, kimliğinden soyutlanarak “ üniversalizme “ dönüştürülmüş; yeryüzünde “ tek medeniyet ve kültür vardır “ ilkesine bağlı kültür hümanizması modeli Türk eğitim sisteminin programlarını etkilemiştir. Bu programın özellikleri şöyle sıralanabilir :
a. Sistemli ve sürekli bir çeviricilik,
b. Bizden önce bu yollardan geçen milletlerden alınacak dersler,
c. Tarihimizi bu yönde aydınlatmak.
Tarih kitapları ile kültür eserlerinde Rönesans ve Reform hareketlerine daha çok yer verildiği, Lâtin -Yunan hümanizması ayrıntılı bir biçimde ele alınmış olmasına rağmen, Atatürk’le başlayan Orta Asya’ya yönelik millî kültür geleneği devreden çıkarılmıştır. Hümanist politika, tarih öğretiminde ağırlığını daha açık bir biçimde hissettirmiştir. Nitekim 15 – 21 Şubat 1943 tarihleri arasında Ankara’da toplanan İkinci Maarif Şûrasının açılış konuşmasında Maarif Vekili Hasan Ali Yücel, tarih programlarının ( muhtevanın ) yüklü oluşu sebeplerini şöyle sıralamaktadır (13) :
“… a) Türk milletinin en eski ve geniş tarihe malik olması,
b) Garp medeniyetine olan alâkalarımız dolayısıyla garp milletleri tarihi üzerinde durmamız,
c) Bütün tarih boyunca kurduğumuz devletlerin ve başka milletlerle olan münasebetlerimizin çokluğu,
d) Cumhuriyet ve İnkılâp tarihimizi çocuklarımızın yetişmesi bakımından teferruatlı şekilde okutmak lüzumu… “

Bu dönemin uygulamalarına aşağıdaki çarpıcı örnekler verilebilir :
9 Temmuz 1942’de kurulan birinci Şükrü Saraçoğlu Hükûmetinde Maarif Vekili Hasan Ali Yücel’dir. Hükûmet programı Türklük şuuru ile başlamakta ve yapılan hamleler sıralanmaktadır (14) :
“ Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar lâakal o kadar vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan ve azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız…”

Avrupa’da faşizm çöktükten sonra, ülkemizde ırk teması üzerinde yapılan biyolojik ve morfolojik ölçmeler son bulmuştur. İkinci Dünya Savaşı içinde Başbakan Saraçoğlu’nun ifade ettiği ırk ve kan temaları, Almanların Stalingrat mağlubiyetinden sonra işitilmez olmuştur. Türk Milliyetçiliğinin temsilcilerinden Alparslan Türkeş’in de içinde bulunduğu birçok kişi “ Irkçılar ve Turancılar “ nitelemesiyle 1944’te kovuşturmaya uğramışlardır. Bu arada Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin Sovyetlerle olan ilişkileri bozulmuş, hükûmetin A.B.D.’ye yaklaşma teşebbüsleri başlamıştır. Bunun üzerine, Alparslan Türkeş ve arkadaşları Askerî Yargıtayın kararı ile hapisten çıkmışlardır. Milletleşme sürecinde, milliyetçi ideolojinin yükselmesi ve sapmalar göstermesi üzerinde, içi ve dış politika ilişkilerinin düzenleyici rolünün bulunduğunu söylemek gerekmektedir(15).
Böylece, ülkemiz 1923-1950 döneminde üç önemli köklü değişiklik yaşadı. Birincisi, Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş önemli bir sosyo-kültürel sancıyla gerçekleştirilmiştir. İkincisi, ümmetten millete dönüşüm, ferdî olmaktan ziyade toplumun tarihî kimliğini etkileyen temellerin hareketlenmesini sağlamıştır. Üçüncüsü, yeni bir düzen, yeni bir kimlik aşılama süreci başlatmıştır. 1923-1950 yılları arasındaki 27 yıllık süre içinde ortaya çıkan bu üç radikal atılım istikrarlı, akılcı ve köklere yönelik bir millî eğitim politikasının uygulanmasını engellemiştir. Bu durum, 1950’ler sonrasında, millî kimliğini kazanmış bir eğitim politikası yerine, bu üçlü eğilimin yansımasına sebep olmuştur.

3. Çok Partili Hayat – Demokratikleşme Dönemi ( 1950 – 1980 )
Bu dönem; birinin yaptığını, öteki yıkan ve bu çelişkili kültür politikası dolayısıyla eğitim felsefesi çizgisinin belirsizlikler içine çekildiği bir dönemdir(16).
“ Çok partili döneme geçiş ile birlikte, yeni iktidar Devrimleri tutan ve tutmayan devrimler olarak yargılamış, özellikle Atatürk Milliyetçiliği ve Laiklik ilkesinden verilen ödünler genişleyerek günümüze kadar gelmiştir. Bu durum, doğal olarak ders kitaplarına yansımış ve başlangıçta ırksal ve dinsel olarak ayrı ayrı görüntüler sergileyen ideolojik etkiler 1980’den sonra Türk-İslâm Sentezi adı altında uzmanlaşmış görünmektedir “(17).
Bu dönemde, Osmanlı ve ümmet ideolojisinden ayıklanma süreci sonucunda Batıya açılma ve yalnızca Batıcılaşma süreci yanında, Kültürde Hümanizma taraftarları tek kültür ve tek medeniyet anlayışına dayanarak bir bayrak altında toplanmışlardır.
Türk Millî Eğitim Sisteminin oluşumunda; millî kültür politikası, Türk Hümanizması ve Batılılaşma tezine dayalı bu üç eğilim derin izler bırakarak etkili olmuştur. Yerinde bir ifadeyle nesiller “ deneme tahtası “ görevini üstlenmişlerdir. Bir nesil belirli bir süre millî kültür ortamında yetişmiş, ondan sonraki ikinci nesil Greko – Lâtin köklerin etkisinde kalmıştır. Diğer üçüncü nesil, kendilerinden önceki eğitim politikasının silik izlerini taşımakla birlikte yalnızca Batılılaşmayı bir inanç sistemi olarak benimsemiştir.
Bu dönemde yapılan uygulamaların göstergesi olarak aşağıdaki çarpıcı örnekler verilebilir:
22 Mayıs 1950 ve 30 Mart 1951 tarihlerinde kurulan birinci ve ikinci Adnan Menderes hükûmetlerinin programlarında “ millî bir dava hâline getirilen maarif sisteminden ve bir vatan ideali “nden bahsedilmekte ve şöyle denilmektedir(18):
“ Maddî bakımdan ne kadar ilerlemiş olursa olsun, millî, ahlâkî sarsılmaz esaslara dayanmayan, ruhunda manevî kıymetlere yer vermeyen bir cemiyetin, bugünkü karışık dünya şartları içinde kötü akibetlere sürükleneceği tabiidir. Talim ve terbiye sisteminde bu gayeyi göz önünde bulundurmayan, gençliğini millî karakterine ve an’ anelerine göre manevî ve insanî kıymetlerle techiz edemeyen bir memlekette ilmin ve teknik bilginin yayılmış olması, hür müstakil bir millet olarak yaşamanın teminatı sayılamaz. Yıllardan beri sarih bir istikâmetten ve rasyonel bir plândan mahrum olduğu için mütemadî değişikliklere, sarsıntılara uğrayan maarifimizin, milletçe katlanılan büyük maddî fedakârlıklara mütenasip bir verimlilik arz etmediği açık bir hakikattır. Hükûmetimiz, parti programımızda tespit edilmiş esaslar dairesinde, bu büyük millî davayı bir kül hâlinde ehemmiyetle ele almış bulunuyor. Tamamıyle demokratik bir ruh ile ve ilmin son neticelerine göre tespit edilecek geniş ve teferruatlı bir plân için maarif nimetini memleketin her tarafına müsavi şartlarla yaymayı temin edecek kanun tasarılarını hazırlıklarımız biter bitmez yüksek tasvibinize arz edeceğiz “.
“ Gençliğini millî karakterine ve an’anelerine göre manevî, insanî kıymetlerle techiz edemeyen bir memlekette ilmin ve teknik bilginin yayılmış olması, hür ve müstakil bir millet olarak yaşamanın teminatı sayılamaz. Gençliğimizin vatan ideali etrafına toplanmasını hareket noktası olarak alıyoruz “.

3 Kasım 1965 ve 31 Mart 1975 tarihlerinde kurulan birinci ve beşinci Süleyman Demirel hükûmetleri programlarında, millî eğitimde millî şuurun hâkim kılınması ve toplumun bütün kesimlerine yaygınlaştırılması ön görülmektedir(19):
“ Millî eğitim politikamızın temeli; vatandaşın bir kül hâlinde kalkınabilmesine, maddî ve manevî hayatını techiz ederek ve millî şuuru hâkim kılarak yetişmesine yardım etmektir…”
“ Eğitimin milliliğine büyük önem veriyoruz. Millî Eğitimde temel hedefimiz, milletimizin bütün fertlerini, Türk Milletinin millî, manevî, ahlâkî, insanî, sosyal ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını ve milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş büyük ve şanlı tarihimizle iftihar eden, milletimizin geleceğine güvenle bakan, her türlü taklitçilikten uzak, millî, şahsiyetini müdrik, ilim, teknik ve medeniyet yarışında insanlığa örnek olmayı hedef alan vatandaşlar olarak yetiştirmektir…”

12 Mart 1971 Askerî Müdahelesi, devlet teşkilâtında ve bu arada Millî Eğitimde “reform” isteğini ortaya koymuştur. 1971-1973 yılları arasındaki olağanüstü dönemde, kültür işleri Millî Eğitim Bakanlığının görev alanından çıkarılmış, kurulacak yeni bir bakanlık tarafından yürütülmesi sağlanmıştır.
24 Haziran 1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Türk Millî Eğitimi “ sistem bütünlüğü” anlayışına göre düzenlenmiştir. Kanunda öngörülen Türk Millî Eğitiminin genel amaçları, “iyi vatandaş, verimli vatandaş, meslek sahibi vatandaş” nitelikleri bakımından, toplumun beklentilerine cevap veren bir anlayışı sergilemiştir.
1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun uygulama aşamasında, özellikle 26 Ağustos 1976’da Talim ve Terbiye Kurulu, “millî eğitimimizi millî kültürümüzün özelliklerine göre düzenlemekten sorumlu” (20) olmak anlayışıyla kamuoyuna sesini duyurmuştur. Bu dönemde, öğretim programları ve ders kitaplarında “ Türk Milliyetçiliği”, “Türk Kültür ve Medeniyeti” açık bir biçimde ve ağırlıklı olarak yer almıştır.
1950-1980 döneminde liselerde okutulan tarih kitaplarında yer alan ünite/ konuların ağırlıkları, dönemin geçerli anlayışını örnekleyebilecek niteliktedir.
Tarih Lise I. Sınıf (21) ders kitabında “Türklerin Anayurdu ve Göçleri % 3.7, Ön Asya ve Mısır Uygarlıkları % 34, Yunan Uygarlığı % 23.5 ve Roma Uygarlığı % 28.1 oranında”; Tarih Lise II. Sınıf (22) ders kitabında “Avrupa Tarihi % 35.8, İslâm Tarihi % 18.7, Türk Tarihi % 42.5 oranında”; Tarih Lise I (23) ders kitabında “Adalar Denizi Medeniyeti % 15,4, Türk Tarihi ve Kültürü % 69,2 oranında” yer almıştır.

4. Türk – İslâm Sentezinin Etkili Olduğu Dönem ( 1980 – 2004)
Sosyal değişme; sosyal yapının ve onu oluşturan sosyal ilişkiler ağının ve bu ilişkileri belirleyen sosyal kurumların değişmesi olarak tanımlanmaktadır. Sosyal yapılar, kurumlar ve ilişkiler sürekli değişmektedir. Bu değişmenin hızlı ve yavaş olduğu dönemler olduğu gibi çoğu zaman değişimin yönü de açık değildir. Değişim, özellikle devrimler ve rejim değişikliklerinin olduğu dönemlerde hız kazanmaktadır. Sosyal, ekonomik ve politik yapıdaki önemli değişiklikler ile sosyal güçlerin ve politik grupların etki ve baskılarının sonucu bir takım reformlar gerçekleşmektedir. Sosyal değişmeyi sağlayan sebepler değişiklik gösterdiği gibi bu sebeplerden bazılarının ön plâna çıkması toplumdan topluma farklılık gösterebilmektedir. Eğitim de sosyal değişmenin sebeplerinden biridir(24).
Bu dönemde ; “ çok partili geçiş ile oluşum tohumları atılan, MC hükûmetleri döneminde semiren Türk – İslâm Sentezi, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nin hazırladığı ortam sayesinde ( devletin tüm mekanizmalarında olduğu gibi ) ders kitaplarında da millî kültür raporundaki amaçlar çerçevesinde kendini gösterdi. Bozulmuş olan millî kültürü devlet eliyle onarmak ve korumak amacıyla, ideal bir yaşam biçimi olarak görülen Türk – İslâm Sentezi düşüncesi Sosyal Bilimlere ait ders kitaplarına enjekte edilerek istenilen insan tipinin yetiştirilmesi hedeflendi “(25).
Ders programları ve kitaplarında muhtevanın belirlenmesi ve biçimlenmesinde en büyük etkiyi siyasî iktidarlar ve ve bu iktidarların ülkeye ve dünyaya bakış açılarının oluşturduğu söylenebilir. Burada bir tez, diğeri sentez olmak üzere iki ana etkinin söz konusu olduğu ifade edilmektedir(26):
1. Türk Tarih Tezi
Cumhuriyetin ilk yılları, 1920’nin sonları ve 1930’lu yıllar boyunca, Millî Mücadelenin Batıya karşı savunmasında, Türk milletinin kültürel boyuttaki devamının göstergesi olarak ortaya konulmuştur. Türklüğün dünyaya atalığını ve önderliğini işlemiş, milletleşme sürecindeki görevini yerine getirmiştir.
2. DPT’nin 1983 tarihli Millî Kültür Raporu ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun 1986’da kabul ettiği “ Kültür Unsurlarının ve Kültür Politikasının Tespitinde Uygulanacak Yöntem ve Sorumluluklar “ adlı raporda ifade edilen ve sistemleştirilmeye çalışılan Türk – İslâm Sentezidir.

Gelişmeler karşısında Talim ve Terbiye Kurulu, “1981-1982 öğretim yılından itibaren Yüksek Okullarda okutulacak Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi dersi öğretim programları”(27) ile “Temel Eğitim II. Kademe Okulları Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi Dersi Programı”nı(28) hazırlayarak uygulamaya koymuştur. Bu değişme, öğretim programı ve ders kitaplarında, “Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi Dersi Adının Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Olarak Değiştirilmesi”(29),”Atatürkçülükle İlgili Konuların Öğretim Programlarına Aktarılması”(30) çalışmalarını yapmak üzere Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı bünyesinde “ATATÜRKÇÜLÜK ÜNİTESİ” kurulmuştur.

12 Eylül 1980 Askerî Harekâtı ile başlayan 1980-1983 yıllarını kapsayan dönemde, devlet teşkilâtında ve buna paralel olarak Millî Eğitim Bakanlığında “yeniden örgütlenme” çalışmaları başlatılmıştır. Bakanlıkça yapılan çalışmalar, 1981’de toplanan X. Millî Eğitim Şûrası’nda değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonuçlarına göre, sistemi daha iyi yönetebilecek şekilde merkez teşkilâtını küçültmeyi amaçlayan 27.02.1982 tarih ve 8-4334 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, 1 Mart 1982’de Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilâtı yeniden düzenlenmiştir.

Bu düzenleme ile merkez teşkilâtı; “esas birimler”, “danışma ve denetim birimleri” ve “ yardımcı birimler” olmak üzere üç grupta toplanmıştır. Talim ve Terbiye Kurulu sıra düzende aşağı çekilirken, Teftiş Kurulu ve İstihbarat Dairesi yukarıya doğru kaydırılmıştır. Bu durum, Talim ve Terbiye Kurulunun Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtındaki rolü ve konumu üzerinde bir takım tartışmaların yapılmasına sebep olmuştur. Bu dönemde, Talim ve Terbiye Kurulu kararlarında, üye olarak Bakanlık Müsteşarının imzasının bulunduğu da görülmüştür(31).
Bu dönemde; 1982 Anayasasının 134’üncü maddesine dayanılarak “ Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla; Atatürk’ün manevî himayesinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi’nden oluşan, kamu tüzel kişiliğine sahip Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu “ kurulmuştur.
Aynı maddede “ Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu, organları, çalışma usulleri ve özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenir “ hükmü ön görülmüştür.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun kuruluşu, hizmet ve faaliyetleri ile ilgili ilkeleri ve organları; görev, yetki ve çalışma usulleri ile özlük işleri 2876 sayılı kanunla düzenlenmiştir.
Kanunun 4’üncü maddesine göre, Yüksek Kurumun ve bağlı kuruluşlarının bütün hizmet ve faaliyetlerinde Anayasa çerçevesinde uygulanacak ilkeler şunlardır:
a. Millî mücadele ruhu ve bilinci içerisinde; Atatürkçü düşünceye, Atatürk ilke ve inkılâplarına, Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar var olma şuuruna, kişilerin ve milletin refahına, toplumun mutluluğu inancına, millî kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarma azim ve kararlılığına bağlı kalmak ve sahip olmak,
b. Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, ortak ve bölünmez bir bütün hâlinde, millî kültür ve ülküler etrafında toplanmasını güçlendirecek doğrultuda hareket etmek,
c. Millî dayanışma ve bütünleşmede Atatürkçü düşünce, Atatürk ilke ve inkılâplarını, kültür, dil ve tarih değerlerini, birleştirici bir güç olarak göz önünde tutmak; bu değerlere karşı girişilecek her türlü yabancı ve bölücü akımların bilimsel yoldan çürütülmesini esas almak,
d. Kültür, dil ve tarihî değerlerimizin bilimsel yoldan ortaya çıkarılmasını, belgelenmesini, araştırılıp incelenmesini esas almak,
e. Toplumda yaratılan bütün maddî ve manevî kültür değerlerinin; sürekli, düzenli ve kapsamlı bir şekilde birikimini ve gelecek kuşaklara aktarılmasını temel kabul etmek,
f. Millî bütünlük ve güvenlik gereklerini, millî ahlâk değerlerini ve millî gelenekleri koruyucu ve gözetici doğrultuda hareket etmek,
g. Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkaracak, O’nu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirecek, kuşaklar arası anlayışta ve söyleyişte birleştirici yönde hareket etmek,
h. Türk tarihini ve Türkiye tarihini ve bunlarla ilgili konuları, Türklerin medeniyete hizmetlerini inceler ve elde edilen sonuçları yayarken, millî tarihimizin ve millî tarih değerlerimizin birleştirici bir güç olduğunu esas almak ve Türk milletini şanlı geçmişine yaraşan tarihine sahip kılmak.
Talim ve Terbiye Kurulunca hazırlanıp kabul edilerek 1983-1984 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan “Ortaöğretim Kurumları Tarih Programı”nın “AÇIKLAMALAR” başlığı altında: “Anadolu’nun fethi konusunda, bugünü yurdumuzun Bizanslılardan alınışı anlatılırken, Anadolu’da Bizans boyunduruğu altında yaşamış olan Ermenilerle bir sorunumuzun olmadığı üzerinde durulacak, son zamanlarda dış güçlerle desteklenip yabancı ülkelerde elçilik ve müşavirliklerimizde giriştikleri kanlı cinayetler karşısında Türk milletinin, belirli terör odaklarınca düşünülen siyasî oyunların tuzağına düşmeyeceği açıklanacak; Türk milletinin her zaman olduğu gibi davasındaki haklılığının kabulünü sabırla beklediği belirtilecek; yaratılmak istenen olaylar, Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde işlenen ve bu konu ile ilgili kısımların ışığı altında değerlendirilecektir.”(32) Yönergesiyle, iç ve dış politikadaki gelişmeler karşısında eğitim siteminin anlayış ve tutumu ortaya konulmuştur.
Aynı anlayış ve tutum, kapsamı genişletilerek; “Ermeni, Yunan-Pontus ve Süryaniler ile İlgili Konuların Ortaöğretim Tarih 1, Tarih 2 ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Öğretim Programlarında Yer Alması”(33), “Ermeni Sorunu ile İlgili Konuların İlköğretim 5.ve 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programlarında Yer Alması”(34) konularının; 2002-2003 öğretim yılında ilgili öğretim programları kapsamında işlenmesi, 2003-2004 öğretim yılından itibaren ilgili ders kitaplarına yansıtılması olarak devam etmiştir.
1983 Ortaöğretim Kurumları Tarih Programına göre hazırlanan ders kitaplarından Tarih Lise I (35) hakkında değerlendirme şöyle yapılmaktadır (36) :
“ Selahattin Dikmen – Kemal Koçak Tarih I Lise kitaplarında İbrahim Kafesoğlu – Altan Deliorman ve Yılmaz Öztuna’nın 1976 yılı ders kitaplarında kelimesi kelimesine aynı düşünceyi naklediyorlar. Görüldüğü gibi günümüz ders kitabı yazarlarının büyük bölümü bir inanç ekolü olarak 1976 yılı ders kitabı yazarlarını izlemekte olup aynı doğrultuda II. İdeoloji Harekâtını Lise Tarih kitaplarında başlatmış görünmektedir “.

6 Kasım 1983 seçimleri sonucunda Türkiye’de yeniden sivil iktidar dönemi başlamıştır. Bu dönemde, devlet teşkilâtının tamamında devleti etkili kılacak bazı düzenlemeler yapılması benimsenmiştir. 13 Aralık 1983 günü bir dizi Kanun Hükmünde Kararname çıkarılarak “Bakanlıkların Kuruluş Görev ve Esasları” yeniden düzenlenmiştir.
179(37) sayılı ve daha sonra onu değiştiren 208(38) sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Millî Eğitim” ve “Gençlik ve Spor” bakanlıkları kaldırılmış, görevleri yeni kurulan Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığına devredilmiştir. 179 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 22 Mart 1926 tarih 789 sayılı “Maarif Teşkilâtına Dair Kanun” ile 22 Haziran 1933 tarih ve 2287 sayılı “Maarif Vekâleti Merkez Teşkilâtı ve Vazifeleri Hakkında Kanun” ile ek ve tadilleri yürürlükten kaldırılmıştır.
179 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve eki, Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez, taşra ve yurtdışı teşkilâtı ile diğer danışma kurullarını korumuştur. Ayrıca, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 56’ncı maddesindeki, “Eğitim ve öğretim hizmetinin, Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Millî Eğitim Bakanlığı sorumludur.” hükmüne rağmen, bakanlığın üstünde “Eğitim sistemi ile eğitim ve öğretim plân ve programlarının esaslarını tespit etmek ve uygulamasını değerlendirmek; ilk ve orta dereceli geneli meslekî ve teknik okulların ve eğitim kurumlarının eğitim ve öğretim programlarını incelemek ve onaylamak” görevlerini yapmak üzere “Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu” kurulmuştur(39). Bu durumda, Talim ve Terbiye Kurulu kararları yedi bakanın onayından geçerek uygulamaya konulur olmuştur. Başka bir deyişle, Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanının kararları onaylaması yeterli görülmemiş, diğer altı bakanın kararlara katlım, gözetim ve denetimine ihtiyaç duyulmuştur.
3 Kasım 1989’da 385 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bakanlık tekrar teşkilât değişikliğine uğramıştır. Gençlik ve Spor hizmetleri, Millî Eğitim Bakanlığı görev alanından çıkarılmış ve ayrı bir bakanlık olarak örgütlenmiştir.
Millî Eğitim Bakanlığı merkez, taşra ve yurtdışı teşkilâtı bugünkü hâlini, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile almıştır. Eğitim sisteminin bilgi girişinin düzenli ve etkili duruma getirilmesi ihtiyacının karşılanması için, Talim ve Terbiye Kurulu’nun sistemle bütünleşmesi, “ bilimsel danışma ve karar organı” olarak etkili ve açık durumu getirilmesi çalışmaları gerçekleşmiştir.
1991’de SSCB’nin dağılmasıyla Türk Cumhuriyetleri ve Türk Toplulukları bağımsızlıklarını ilân ettiler. Talim ve Terbiye Kurulu, Türk kamuoyuna Gazi Mustafa Kemal’in aşağıdaki sözlerini hatırlatmakta öncülük etti:(40)
” Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağı nı bugünden kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir…
Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (dış Türklerin) bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli…”
Mustafa Kemal ATATÜRK ( 29 Ekim 1933 )
Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklarına ilişkin sosyal, ekonomik ve kültürel konular; karşılıklı anlayış ve iş birliği içinde ilköğretim ve ortaöğretim kurumları sosyal bilgiler, tarih ve coğrafya programlarına ve ders kitaplarına yansıtılmıştır(41). Özellikle sosyal bilgiler, tarih ve coğrafya ders kitaplarında yer alan Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklarından bazıları ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilişkilerini zedeleyen, kardeşleri “ben ve öteki” konumuna iten zorlayıcı (Yıldırım Beyazit-Timur, Yavuz Sultan Selim-Şah İsmail çekişmeleri gibi)bir takım ifadeler, ders kitaplarından çıkarılmıştır.
29 Ekim – 3 Kasım 1992 tarihleri arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Eğitim Bakanları Toplantısı yapıldı. Toplantıda dil ve tarih birliği üzerinde durulmuş ve bu çerçevede ortak tarih programı çalışmaları için ayrı bir toplantı yapılması kararlaştırılmıştır. Bunun üzerine, beş Türk Cumhuriyeti temsilcilerinin katılımıyla 26 Kasım – 3 Aralık 1992’de Yalova’da yapılan toplantıda, Ortak Tarih Komisyonu ilkokul, ortaokul ve lise programlarına alınması gerekli görülen muhtevayı belirlemiştir (42) .
Türk Tarih Kurumunun öncülüğünde, 5-9 Eylül 1994’te Ankara’da “ Türk Dünyası Tarih Araştırmaları Kongresi “ toplanmıştır. 1992’de başlayan resmî görüşmelerin bir devamı olarak düşünülen toplantıya, Türk cumhuriyetleri ve topluluklarından 65 tarihçi katılmıştır. Kongrede, Ortak bir Türk Tarihinin nasıl yazılabileceği ya da yazılıp yazılamayacağı tartışılmıştır. Ortak bir Türk Tarihi yazılmasının tek yolunun karşılıklı tarih malzemeleri üzerinde uzun süreli çalışmaktan geçtiği, Türk kültür tarihi ile ülkelerin tek tek tarihinin ayrı ayrı çalışma alanları olduğu birçok tarihçi tarafından ortaya konmuştur.
Özbek tarihçilerin bir kısmı “ Türk “ sözüne karşı çıkmış, Azerilerin önemli bir kısmı ile Türkmen tarihçilerin bazıları, özellikle kültür tarihinde sürekliliği olan gerçekliğin Türklük olduğunu vurgulamışlardır. Ortak Türk Tarihinin yazılmasında, Kırgız tarihçiler “ Türk “ adına karşı çıkmamışlar, büyük ve orta ölçekli hedeflerin şimdilik bir yana bırakılmasını istemişler ve arkeoloji alanında Türk bilim adamlarına çağrıda bulunmuşlardır.
Kalkınma plânları, hükûmet programları ve millî eğitim şûralarında öngörülen hedeflerin gerçekleştirilmesinde yapılan çalışmalar göz önüne alındığında; Talim ve Terbiye Kurulu “ bilimsel danışma ve karar organı”, gerektiğinde “ana hizmet birimi”, “ birimler arası iş birliği ve koordinasyon” olmak üzere çok yönlü ve ağır sorumluluklar yüklenmektedir. Eğitim-öğretim hizmetlerinin, ana hizmet birimlerince etkili, verimli, süratli ve objektif biçimde yerine getirilmemesi durumunda; Talim ve Terbiye Kurulu “ bilimsel danışma ve karar organı” olmaktan çıkmakta, “ana hizmet ve denetim birimi” rollerini oynamaya mecbur bırakılmakta/kalmaktadır.

5. Küreselleşme-Avrupa Birliği Müzakere Süreci ( 2004-….)
Talim ve Terbiye Kurulu; VIII. ve IX. Beş Yıllık Kalkınma Plânları, Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri döneminde uygulamaya konulan Acil Eylem Plânı, öte yandan Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında/paralelinde eğitim-öğretim hizmetlerinin “sistem bütünlüğü” anlayışı ile gerçekleştirilmesinde tarihî başrolünü oynamaktadır.
“Eğitilmiş insan gücü, bilgi ve bilim, demokrasi ve yönetim, teknoloji, küreselleşme, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş, insan kaynaklarına yapılan yatırım, hayat boyu öğrenme, uluslar arası piyasalardaki rekabet ortamına uyum, Avrupa Birliğine üyelik, Kalkınma Planları, AB’ye sunulan Ulusal Programlar, eğitimde kalitenin ve seviyenin artırılması, eğitimde kalitenin uluslar arası geçerliliği ve kabul edilebilirliği” gibi kavram, olgu, olay, kurum, kuruluş ve yapı/sistemlerdeki değişme ve yenileşmeler, öğretim programlarının yeniden düzenlenmesini gerekli kılmıştır.(43)
Talim ve Terbiye Kurulu, “Tüm dünyada bireysel, toplumsal ve ekonomik alanda yaşanmakta olan değişimi ve gelişimi; ülkemizde de demografik yapıda, ailenin niteliğinde, yaşam biçimlerinde, üretim ve tüketin kalıplarında, bilimsellik anlayışında, toplumsal cinsiyet alanında, bilgi teknolojisinde, iş ilişkileri ve iş gücünün niteliğinde, yerelleşme ve küreselleşme süreçlerinde görmek mümkündür. Tüm bu değişim ve gelişimleri eğitim sitemimize ve programlarımıza yansıtmak bir zorunluluk hâline gelmiştir”(44) tespitini yapmıştır.
4306 sayılı Kanun(45) uyarınca, 1997-1998 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan “Sekiz Yıllık İlköğretim” programları (İlköğretim Türkçe, Matematik, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Fen ve Teknoloji) geliştirilmiş ve 2004-2005 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulmuştur.
Öğretim programlarındaki değişiklik ile 1950’li yıllardan itibaren benimsenen, 1983 ve 1984 yıllarında yeniden belirlenen “davranışçı” yaklaşım/anlayıştan “yapılandırmacı”lığa geçilmiştir. Bu yaklaşıma göre; öğrenci bilgiyi kendisi yapılandırmakta ve kendi öğrenmesini yönetmektedir. Yapılandırmacı öğretim programında değerlendirme, öğretmen ve öğrencilerle birlikte planlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. Öğrencilerin belli yorumları yapıp yapamadığı değil yorumları ne derecede iyi biçimlendirebildiği incelenmektedir. Değerlendirme öğrenmenin sonunda yer almamakta, öğrenme süreci ile birlikte devam etmekte ve öğretimi yönlendirmektedir. (46)
Davranışçılıktan yapılandırmacılığa-öğretmen merkezlilikten öğrenci merkezliliğe- dönüştürülen “Eğitim Reformu”nda lokomotif rol üstlenen Talim ve Terbiye Kurulu/Başkanlığı-bürokratik ve örgüt yapısı örtüşmesi ve çelişkisi/çekişmesi- bünyesinde çelişkileri de barındırabilmiştir:
21.03.2003-08.05.2006 tarihleri arasında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yapan Prof. Dr. Ziya SELÇUK, “Kemalizm eğitimin yapı taşı olamaz” başlıklı söyleşi(47) ve 12.05.2006-21.02.2008 tarihleri arasında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yapan Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN “Cumhuriyetin ilk yıllarından beri program geliştirme alanında sağlanan gelişmeleri ve birikimleri iddialı söylemlerle gölgeleyerek gösterilen cesaret, geçiş esnasında gösterilememiştir. Yani 2004 yılındaki program geliştirme çalışmalarına başlarken yapılan temellendirme gibi daha sonra izlenen süreç de yanlış programlanmıştır. Daha önceki müfredatımızın ezberciliğe dayandığı, yeni müfredatla öğrenci merkezli eğitime geçildiği gibi yapay bir milat yaratılmıştır. Eğitim tarihini biraz bilenler öğrenci merkezli eğitime geçildiği konusundaki bu ifadeyi ciddiye almazlar”(48) ifadeleri ile yaşananları/yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duymuşlardır.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa, Talim ve Terbiye Kurulu’nca kabul edilerek uygulamaya konulan İlköğretim Hayat Bilgisi (1-3), Türkçe (1-5), Matematik (1-5), Sosyal Bilgiler (4-5), Fen ve Teknoloji (4-5) öğretim programlarının iptali istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesi’nde dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda; İlköğretim Hayat Bilgisi (1,2,3) ve Türkçe (1,2,4,5) öğretim programları iptal edilmiştir.(49)
Talim ve Terbiye Kurulu, Danıştay Sekizinci Dairesini iptal kararına dayanarak; Hayat Bilgisi (1,2,3) ve Türkçe (1,2,4,5) öğretim programlarını 18.05.2008 tarihinden itibaren uygulamadan kaldırmış, düzenlenen aynı öğretim programlarını 18.05.2009 tarihinden itibaren uygulamaya koymuştur. Böylece eğitim hizmetlerinin etkili, verimli, süratli, sürekli ve objektif ilkelere göre yürütülmesinde, görev, yetki ve sorumluluk anlayışında örneklik sergilemiştir.(50)

SONUÇ
Türk eğitim ve kültür politikalarında, iç ve dış politika ilişkilerinin düzenleyici, siyasî iktidarlar ve bu iktidarların ülkeye ve dünyaya bakış açılarının baskın ve etkili rol oynadığı, bu rolün de Talim ve Terbiye Kurulu’nun yerini belirlediği söylenebilir.
Talim ve Terbiye Kurulu’nun, eğitimde değişim yükümlülüğünü üstlendiği gözlemlenmektedir. Yatay ve dikey öğrenci geçişleri/akışları, ilköğretimdeki yöneltme/yönlendirmenin tam anlamıyla anlaşılıp gerçekleştirilmemesi, ölçme-değerlendirmenin; eğitim sektöründen beslenerek varlıklarını sürdüren kişi, kurum ve kuruluşların baskı ve etkisinden kurtarılamaması gibi birçok sistem unsurlarının değişime aynı hız ve zamanda katılmaması/katılamaması gibi gelişmeler; Talim ve Terbiye Kurulu’nun “Türk Milli Eğitim Sistemi”ndeki yerini vazgeçilmez kılmaktadır.

KAYNAKÇA:
AYDA, Adile, ( 1979 ). “ Sadri Maksudi’nin Hayat Hikayesi “, Sadri Maksudi Arsal, Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları, İstanbul
BEHAR, Büşra Ersanlı, ( 1992 ). İktidar ve Tarih Türkiye’de “ Resmî Tarih “ Tezinin Oluşumu ( 1929 – 1937 ), Afa Yayınları, İstanbul
Birinci Türk Tarih Kongresi, ( 1932 ). Kongrenin Zabıtları Konferanslar Münakaşalar, İstanbul
CİCİOĞLU, Hasan, ( 1985 ). Türkiye Cumhuriyetinde İlk ve Ortaöğretim ( Tarihî Gelişimi ), AÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları No : 140, Ankara
Devlet Plânlama Teşkilâtı, ( 1963 ). Kalkınma Plânı Birinci Beş Yıl 1963 – 1967, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara
——————————–, ( 1967 ). Kalkınma Plânı İkinci Beş Yıl 1968 – 1972, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara
——————————–, ( 1972 ). Yeni Strateji ve Kalkınma Plânı Üçüncü Beş Yıl 1973 – 1977, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara
——————————–, ( 1979 ). Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Plânı 1979 – 1983, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara
——————————–, ( 1984 ). Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı Millî Kültür Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara
——————————–, ( 1985 ). Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı 1985 – 1989, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara
——————————–, ( 1989 ). Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Plânı 1990 – 1994, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara
——————————–, ( 1995 ). Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı 1996 – 2000, Resmî Gazete ( 25.07.1995;22354 Mükerrer )
Emin Ali, ( 1924 ) “ Heyet-i İlmiye ve Tarih Programları “, Son Telgraf Gazetesi, 4 Temmuz 1340 ERGÜN, Mustafa, ( 1982 ). Atatürk Devri Türk Eğitimi, AÜ DTCF Yayınları : 325, AÜ Basımevi, Ankara
İĞDEMİR, Uluğ, ( 1972 ). 50. Yılında Türk Tarih Kurumu,
İkinci Türk Tarih Kongresi, ( 1943 ). İstanbul 20 – 25 Eylül 1937, Kongrenin Çalışmaları ve Kongreye Sunulan Tebliğler, İstanbul
İNALCIK, Halil, ( 1968 ). “ Türk İlmi ve Mehmet Fuat Köprülü “, Türk Kültürü, Sayı : 65 ( Mart 1968 ), Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara
İNAN, Afet, ( 1930 ). Vatandaş İçin Medeni Bilgiler, İstanbul
————–, ( 1939 ). “ Atatürk ve Tarih Tezi “, Belleten, Cilt : III, Sayı: 10 ( 1 Nisan 1939 ), Türk Tarih Kurumu, Ankara
KOÇAK, Kemal, ( 2000 ). “1983 Ortaöğretim Kurumları Tarih Programının Değerlendirilmesi ( Alan Araştırması – Ankara Örneği ) “ Kastamonu Eğitim, Cilt : 8, Sayı : 1 ( Mart 2000 )
———————, ( 2000 ). “ Osmanlıdan Cumhuriyete Tarih Anlayışında Kurumlaşma “, Türk Dünyası Araştırmaları, 129 ( Aralık 2000 ), İstanbul
———————, ( 2000 ). “ Cumhuriyetten Günümüze Tarih Anlayışı “, Türk Dünyası Araştırmaları, 128 ( Ekim 2000 ), İstanbul
KÖPRÜLÜ, Fuad, ( 1984 ). “ Giriş “, Osmanlı Devletinin Kuruluşu, Ankara
Maarif Vekilliği, ( 1991 ). İkinci Maarif Şûrası 15 – 21 Şubat 1943 Çalışma Programı Raporlar Konuşmalar, MEB Basımevi, İstanbul
Millî Eğitim Bakanlığı, ( 1995 ). Millî Eğitim Şûraları ( 1939 – 1993 ), Ankara
Mürebbi, ( 1924 ). “ Müfredat Programları “, Son Telgraf Gazetesi, 12 Temmuz 1340 ( 1924 )

DİP NOTLAR:
(*) Yrd. Doç. Dr., Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Ana Bilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi, drkkocak@hotmail.com, drkkocak@gmail.com
(1) KOÇAK, Kemal: “1983 Ortaöğretim Kurumları Tarih Programının Değerlendirilmesi (Alan Araştırması-Ankara Örneği)”, Kastamonu Eğitim Dergisi, Cilt:8, Sayı:1 (Mart 2000), s. 145-146
(2) 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun, 12.05.1992;21226 R.G.,madde 1
(3) Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 17.10.2003;25262 R.G.,madde 3
(4) TÜRKDOĞAN, Orhan: “ Millî Eğitim Sisteminde Kimlik Arayışı “, Türk Dünyası Tarih Dergisi, 97 (Ocak 1995), s. 15
(5) TÜRKDOĞAN, Orhan: a. g. m. , s. 15 – 16
(6) SÜSLÜ, Azmi : “ Cumhuriyet Döneminin Türk Kültürüne Bakışı ve Kültür Politikaları “, Tarih Boyunca Anadolu’da Türk Nüfus ve Kültür Yapısı, Türk Yurdu Yayınları, Ankara, 1995, s. 154
(7) 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun, Resmî Gazete, 12.05.1992;21226, madde 1
(8) SÜSLÜ, Azmi : a. g. m., s. 154
(9) A. g. m., s. 155
(10) ÖZER, Ahmet Hamdi, “Talim ve Terbiye Kurulu İşleri”, Cumhuriyet Döneminde Eğitim, MEB Devlet Kitapları, Millî Eğitim Basımevi, İstanbul, 1983, s. 160
(11) A. g. m., s. 155 – 157
(12) TÜRKDOĞAN, Orhan : a. g. m., s. 17
(13) T. C. Maarif Vekilliği: İkinci Maarif Şûrası 15 -21 Şubat 1943 Çalışma Programı Raporlar Konuşmalar, M. E. Basımevi, İstanbul, 1991, s. 16
(14) SÜSLÜ, Azmi : a. g. m., s. 157
(15) ORAN, Baskın : “ İç ve Dış Politika Açısından İkinci Dünya Savaşında Türkiye’de Siyasal Hayat ve Sağ – Sol Akımlar “, SBF Dergisi, C. XXIV, S.3, ( Eylül 1969 ) , s. 253 – 256
(16) TÜRKDOĞAN, Orhan : a. g. m., s. 17
(17) KABAPINAR, Yücel : “ Bir İdeolojik Mücadele Alanı Olarak Lise Tarih Kitapları – I “, Tarih ve Toplum, S. 106 ( Ekim 1992 ), s. 38
(18) SÜSLÜ, Azmi : a. g. m., s. 157 – 158
(19) A. g. m., s. 158
(20) KARDAŞ, Rıza, “Önsöz”, Yılmaz Öztuna, Tarih Lise III, MEB Devlet Kitapları, Tifdruk Matbaacılık Sanayi A.Ş., İstanbul, 1976, s.15
(21) AKŞİT, Niyazi – OKTAY, Emin : Tarih Lise I. Sınıf, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1978;
(22) AKŞİT, Niyazi : Tarih Lise II. Sınıf, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1978
(23) KAFESOĞLU, İbrahim – DELİORMAN, Altan: Tarih Lise I, M.E.B. Devlet Kitapları, M. E. Basımevi, İstanbul, 1977
(24) ESKİCUMALI, Ahmet, “Eğitim ve Toplumsal Değişme: (2)2003, s. 15
(25) KABAPINAR, Yücel : “ Bir İdeolojik Mücadele Alanı Olarak Lise Tarih Kitapları – II “, S. 107 (Kasım 1992), s. 28
(26) ERTÜRK, Bayram Edip : “ Türkiye’de Ortaokul 1. Sınıf ( 6. Sınıf ) Düzeyinde Tarih Öğretimi ile İlgili Kitapların Kıyaslamalı Eleştirisi “, Tarih Öğretimi ve Ders Kitapları 1994 Buca Sempozyumu, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 1995, s. 248 – 249
(27) Talim ve Terbiye Kurulunun 27.04.1981 tarih ve 76 sayılı kararı, MEB Tebliğler Dergisi, Cilt:44, Sayı: 2087(25 Mayıs 1981), s. 205-210
(28) Talim ve Terbiye Kurulunun 08.06.1981 tarih ve 106 sayılı kararı, MEB Tebliğler Dergisi, Cilt:44, Sayı:2090
(29) Talim ve Terbiye Kurulunun 20.02.1982 tarih ve 32, 24.09.1982 tarih ve 126 sayılı kararları
(30) Talim ve Terbiye Kurulunun 24.04.1986 tarih ve 95 sayılı kararı, MEB Tebliğler Dergisi, Sayı:2212
(31) Talim ve Terbiye Kurulunun; 1982-1983 öğretim yılında ortaeğitim kurumlarında uygulanacak Tarih ve Coğrafya programları hakkındaki 19.11.1982 tarih ve 156 sayılı kararı. Kararda imzası bulunanlar: Kurul Başkanı Emin SAĞLAMER, üyeler. A. Cengiz AĞIN, Ahmet H. Özer, Ömer OKUTAN, Ülkü Bilgen, Güner UYGUN, Dr. M. Feyzi ÖZ, Fahri ZORLU, Dr. Sezer SACIR, İhsan ÖZÇUKURLU(imzası yok), Sebahattin ŞAHİN, Gürkan TEKİN ve Müsteşar Bahir SORGUÇ’tur.
(32) Talim ve Terbiye Kurulunun 08.07.1983 tarih ve 108 sayılı kararı, MEB Tebliğler Dergisi, Sayı: 2146 (29 Ağustos 1983), s.339-340
(33) Talim ve Terbiye Kurulunun 14.06.2002 tarih ve 272 sayılı kararı, MEB Tebliğler Dergisi, Sayı: 2538 (Temmuz 2002), s.530-544
(34) Talim ve Terbiye Kurulunun 14.06.2002 tarih ve 273 sayılı kararı, MEB Tebliğler Dergisi, Sayı: 2538 (Temmuz 2002), s.545-555
(35) DİKMEN, Selâhattin – KOÇAK, Kemal : Tarih Lise I, Üner Yayınları, Ankara, 1990
(36) KABAPINAR, Yücel : “ Bir İdeolojik Mücadele Alanı Olarak Lise Tarih Kitapları – II “, Tarih ve Toplum, S. 107 (Kasım 1992), s. 29
(37) Resmî Gazete (09.10.1984;18540)
(38) Resmî Gazete (14.121983;18251)
(39) Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulunun Üyeleri; Maliye ve Gümrük Bakanı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Millî Savunma Bakanı, Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı (aynı zamanda kurulun başkanı),Tarım Orman ve Köyişleri Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanıdır.
(40) BOZDAĞ, İsmet: Atatürk’ün Sofrası, Kervan Kitapçılık, İstanbul, 1975, s.141-142
(41) M. E. B. Talim ve Terbiye Kurulunun 15.03.1993 gün ve 78, 79, 80 ve 81 sayılı kararları, T.D. (26.04.1993; 2381)
(42) M. E. B. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı: Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri ve Türk Toplulukları Arasında Yapılan Anlaşmalar, İlişkiler ve Faaliyetler 1, İkinci Kitap, Ankara, 1993, s. 99 – 118
(43) MEB Müfredat Geliştirme Süreci, “Programların Geliştirilmesini Gerekli Kılan Nedenler”, http://ttkb.meb.gov.tr/programlar/prog_giris/prog_giris_1.html, 27.09.2010
(44) İlköğretim Sosyal Bilgiler Dersi 6-7. Sınıflar Öğretim Programı ve Kılavuzu, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, Ankara, 2005, s,45
(45) Resmî Gazete (18.08.1997;23084)
(46) KOÇ, Gürcü ve DEMİREL, Melek: “Davranışçılıktan Yapılandırmacılığa: Eğitimde Yeni Bir Paradigma”, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 27 (2004), s.174-180
(47) SEVİMAY, Devrim: Ziya Selçuk’la Söyleşi, Vatan, 27.09.2004,
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=36887&Categoryid=1, 27.09.2010
(48) ERDOĞAN, İrfan: “Eğitim Bilimler Bakış Açısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nde Eğitimin Çağdaş Değerlerle İrdelenmesi” Çalıştayı, 1-3 Mart 2008, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, s. 106; GÖZÜTOK, F. Dilek: “Milli Eğitim, Çocuklara Ulusal Değerleri Kazandırmaktan Neden Vazgeçiyor?”, İlköğretim Online, 9(2), 601-629, 2010, http://ilkgretim-online.org.tr, 27.09.2010
(49) Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 04.03.2009 tarihli E:2006/603, K:2009/1518 sayılı kararı
(50) Talim ve Terbiye Kurulu’nun 14.05.2009 tarih ve 69,70 sayılı kararları

About drkemalkocak

Eğitimci-Bürokrat-Akademisyen olmasına rağmen cehlini bir türlü gideremeyen ama suyu aramaktan yılmayan-Bu su Fuzulî'nin "Su Kasidesi"ndeki sudur... 01.07.1953’te Ankara / Şereflikoçhisar / Sarıyahşi’de doğdu.. Sarıyahşi İlkokulunu ( 1965 - 1966 ), Şereflikoçhisar Ortaokulunu ( 1968 - 1969 ), Ankara Erkek İlköğretmen Okulunu ( 1971 - 1972 )bitirdi. 15.11.1972’de Ankara / Keskin / Karafakılı Köyü İlkokulu Öğretmeni olarak Devlet memurluğuna başladı. Kırıkkale / Yahşihan /Namık Kemal ve Karacaali Köyü ilkokullarında Sınıf Öğretmenliği yaptı. Askerliğini er öğretmen olarak yerine getirdi. Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünü ( 27.09.1978 ) bitirdi. 25.03.1982’de Ankara / Namık Kemal Ortaokulu Sosyal Bilgiler Öğretmenliğine başladı. Kırıkkale / Hasandede Orhan Demirhan, Kırıkkale Ticaret ve Aydınlıkevler liselerinde Sosyal Bilgiler ( Tarih ) Öğretmenliği yaptı. Millî Eğitim Bakanlığınca yapılan seçme sınavını kazanarak 8 ay süreli İlköğretim Müfettişliği Hizmet içi Eğitim Kursunu tamamlayıp Eskişehir İlköğretim Müfettişliğine atandı. 06.09.1983 - 22.03.1985 tarihleri arasında İlköğretim Müfettişliği görevini yürüttü. Eskişehir İlköğretim Müfettişliğinden Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü Şube Müdürlüğüne atandı. Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilâtındaki şube müdürlüğü görevine 22.03.1985’te başladı. İlköğretim Genel Müdürlüğünde Teftiş ve Değerlendirme, Disiplin, Mevzuat, Program ve Yayımlar, Araştırma ve Plânlama şube müdürlükleri görevinde bulundu. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Eğitimi Ana bilim Dalı Tarih Eğitimi Bilim Dalında lisans tamamladı (16.02.1987). Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Genel Türk Tarihi Ana bilim Dalında yüksek lisans ( master ) yaptı ( 21.02.1991). Tezi “ Cumhuriyetten Günümüze Tarih Çalışmaları ve Tarih Öğretimi 1923 - 1960 “, tez danışmanı Prof. Dr. Yücel ÖZKAYA’dır. Girdiği test ve mülakât sınavlarını kazanarak ( 1987 ) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Yönetimi Lisansüstü%2
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s