YUNUS EMRE’NİN MEZARI…

Türk milleti, değer verdiği şahısları gönüllerinde yaşatır. Bu şahıslara sahip çıkarak kendi beldelerinde mezarının bulunduğu iddiasında bulunur. Bu şahıslardan biri de Yunus Emre’dir. Bu ulu zata ait Anadolu’nun muhtelif yerlerinde (Eskişehir/Sivrihisar, Aksaray/Ortaköy, Karaman, Bursa, Manisa/Kula ile Salihli arası, Erzurum/Duzcu köyü, Isparta/Keçiborlu, Afyon/Sandıklı, Ordu/Ünye, Sivas/Hafik) çok sayıda mezar veya makam bulunduğu ileri sürülmektedir.
Yunus Emre’nin yattığı yer (mezar veya makam) hakkında haber veren vakfiyeler, tezkireler vb. yer alan ifadeler yetersizdir. Başvurulan eserlerin başında Hacı Bektaş Veli’yi yücelterek anlatan Vilayetname bulunmaktadır. Vilayetname’de Yunus’tan şöylece söz edilmektedir: [1]

“Sivrihisar’ın kuzeyinde Sarıgök derler bir köy vardı. O köyde doğmuş Yunus Emre adlı biri vardı. Bu erin mezarı da gene doğduğu yere yakındır. Yunus, ekincilikle geçinir, yoksul bir adamdı. Bir yıllık kıtlık olmuştu, ekin bitmemişti. Hacı Bektaş’ın vasfını o da duymuştu. ‘Gideyim, biraz bir şey isteyeyim’ dedi. Bir öküze alıç yükledi, vara vara Karaöyük’e geldi. Hünkâr’a:
-‘Yoksul bir adamım, ekinimden bir şey alamadım, yemişimi alın, karşılığını lütfedin, ehlimle ayalimle aşkınıza yiyeyim’ dedi.
Hünkâr emretti, alıcı yüklediler. Bir-iki gün sonra Yunus, memleketine dönmeyi kararlaştırdı. Hünkâr bir derviş gönderdi.
-‘Sorun’ dedi, “Buğday mı verelim, nefes mi?’
Yunus’a sordular. ‘Ben nefesi ne yapayım, bana buğday gerek’ dedi.
Hünkâr’a bildirdiler. Buyurdu ki:
-Her alıcın çekirdeği başına on nefes verelim.’
Bunu söylediler. ‘Ehlim var, ayalim var, bana buğday gerek’ dedi.
Bunun üzerine öküzüne buğday yüklediler. Yola düştü. Fakat köyün aşağısına gelince hamamın öte yanındaki yokuşu çıkar çıkmaz; ‘Ne olmayacak iş ettim ben’ dedi. ‘Vilayet erine vardım, bana nasip sundu, her alıcın çekirdeği başına on nefes verdi, kabul etmedim. Verilen buğday birkaç gün yenir, biter. Bu yüzden nasiplerden mahrum kaldım. Döneyim varayım belki gene himmet eder.’
Bu fikirle dönüp tekrar tekkeye geldi. Buğdayı indirdi.
‘Erenler’ dedi. “Bana himmet ettiği nasibi versin, buğday gerekmez bana.’
Halifeler, gidip Hünkâr’a bildirdiler. Hünkâr:
‘O iş, bundan böyle olmaz. O kilidin anahtarını Tapduk Emre’ye sunduk. Ona gitsin. Nasibini ondan alsın’ dedi.
Halifeler, Hünkâr’ın sözünü Yunus Emre’ye söyledi. O da Tapduk Emre’ye gitti. Hünkâr’ın selamını söyledi, olanı biteni anlattı. Tapduk selamı aldı.
-‘Safa geldin, kademler getirdin. Halin bize malum oldu. Hizmet et, emek ver, nasibini al’ dedi.
Yunus, Tapduk Emre’nin tekkesinde odun çeker, arkasıyla getirirdi. Yaşa ağaç kesmez, eğri odun getirmezdi. Kırk yıl hizmet etti. Günün birinde Tapduk Emre’ye bir neş’e geldi, hallendi. Meclisinde Yunus-ı Guyende adlı bir şair vardı. Ona:
-‘Söyle’ dedi.
O, mırın kırın etti, söylemedi. Tapduk:
-‘Yunus!’ dedi. ‘Sohbet et, şevkimiz var, işitelim.’
Yunus gene söylemedi. Bu sefer Tapduk, Yunus Emre’ye döndü:
-‘Hünkâr’ın nefesi yerine geldi, vakit tamam oldu, o hazinenin kilidini açtık, nasibini verdik, hadi söyle’ dedi.
Hemen Yunus Emre’nin gözünden bir perde kalktı, söylemeye başladı. Söylediği nefesler, büyük bir divan oldu.”

Burada söz konusu edilen Sivrihisar ve Sarıköy, Eskişehir/Sivrihisar’a bağlı Sarıköy değildir. Burası, araştırma-inceleme yapanların “Acaba, Türkiye’de aynı özellikte başka bir yer var mıdır?” diye akıllarına getiremedikleri/getirmek istemedikleri Aksaray’daki Sivrihisar ve onun kuzeyindeki Sarıköy bugünkü adıyla Sarıkaraman köyüdür. [2]
Sarıkaraman köyü, bugün Aksaray/Ortaköy ilçesine bağlı olup ilçeye 20 km. uzaklıktadır. Köy; Sarıkaraman, Beşağıl, Sarıkaya, Ayvazlı ve Aşağı Mahalle olmak üzere beş ayrı yerleşme merkezinden meydana gelir.

Sarıköy/Sarıkaraman köyü, adını “Sarı”dan alır. “Karaman” sonradan eklenmiştir. Bölgede “Sarı” adı birçok yerde kullanılmaktadır. “Sarı”, köy halkı arasında yaygın olarak kullanılan soyadlarından biridir. “Sarı” soyadı, diğer soyadlarının arasında % 30’luk bir oran teşkil etmektedir. Yörede Satansarı, Sarıyahşi, Sarıhasanlı, Sarıağıl gibi önemli yerleşim birimlerinin bulunması dikkat çekmektedir.

Sarıkaraman köyünün kuzeyinde, 4 km uzaklıkta “Ziyaret Tepe” adında bir mevki bulunmaktadır. Yunus Emre’nin türbesi, işte bu tepe üzerindedir. Halk, yüzyıllardır burada yatanı Yunus Emre bilmektedir. Türbe, şu anda Ortaköy’ün Kırşehir sınırındaki son köyü olan Reşadiye arazisinde yer almaktadır. Reşadiye arazisi, daha önceleri, Sarıkaraman köyü yaylaları arasındaydı. [3]
İç Anadolu Bölgesi halkının, sahip olduğu sosyal, kültürel ve ekonomik değerlerin farkında olması, bu değerlere sahiplenerek kendi varlığını bilmesi beklenmektedir. Yunus Emre’nin dediği gibi:
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya bu nice okumaktır
Okumak; araştırmak-incelemek, bulduklarını anlamak/anlamlandırmak, varlığını sürdürmenin anlamını çözebilmek, dünden bugüne ve yarına eser bırakabilmektir.
DİP NOTLAR:
[1] Abdülbaki GÖLPINARLI, Vilayetname, Menakıb-ı Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli, İstanbul 1990, s. 47-48;
http://turkoloji.cu.edu.tr/HALK%20EDEBIYATI/dogan_kaya_yunus_emre_mezar_dusunceler.pdf, 28.08.2010’da alındı.
[2] http://turkoloji.cu.edu.tr/HALK%20EDEBIYATI/dogan_kaya_yunus_emre_mezar_dusunceler.pdf, s. 4
[3] http://turkoloji.cu.edu.tr/HALK%20EDEBIYATI/dogan_kaya_yunus_emre_mezar_dusunceler.pdf, s. 5

About drkemalkocak

Eğitimci-Bürokrat-Akademisyen olmasına rağmen cehlini bir türlü gideremeyen ama suyu aramaktan yılmayan-Bu su Fuzulî'nin "Su Kasidesi"ndeki sudur... 01.07.1953’te Ankara / Şereflikoçhisar / Sarıyahşi’de doğdu.. Sarıyahşi İlkokulunu ( 1965 - 1966 ), Şereflikoçhisar Ortaokulunu ( 1968 - 1969 ), Ankara Erkek İlköğretmen Okulunu ( 1971 - 1972 )bitirdi. 15.11.1972’de Ankara / Keskin / Karafakılı Köyü İlkokulu Öğretmeni olarak Devlet memurluğuna başladı. Kırıkkale / Yahşihan /Namık Kemal ve Karacaali Köyü ilkokullarında Sınıf Öğretmenliği yaptı. Askerliğini er öğretmen olarak yerine getirdi. Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünü ( 27.09.1978 ) bitirdi. 25.03.1982’de Ankara / Namık Kemal Ortaokulu Sosyal Bilgiler Öğretmenliğine başladı. Kırıkkale / Hasandede Orhan Demirhan, Kırıkkale Ticaret ve Aydınlıkevler liselerinde Sosyal Bilgiler ( Tarih ) Öğretmenliği yaptı. Millî Eğitim Bakanlığınca yapılan seçme sınavını kazanarak 8 ay süreli İlköğretim Müfettişliği Hizmet içi Eğitim Kursunu tamamlayıp Eskişehir İlköğretim Müfettişliğine atandı. 06.09.1983 - 22.03.1985 tarihleri arasında İlköğretim Müfettişliği görevini yürüttü. Eskişehir İlköğretim Müfettişliğinden Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü Şube Müdürlüğüne atandı. Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilâtındaki şube müdürlüğü görevine 22.03.1985’te başladı. İlköğretim Genel Müdürlüğünde Teftiş ve Değerlendirme, Disiplin, Mevzuat, Program ve Yayımlar, Araştırma ve Plânlama şube müdürlükleri görevinde bulundu. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Eğitimi Ana bilim Dalı Tarih Eğitimi Bilim Dalında lisans tamamladı (16.02.1987). Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Genel Türk Tarihi Ana bilim Dalında yüksek lisans ( master ) yaptı ( 21.02.1991). Tezi “ Cumhuriyetten Günümüze Tarih Çalışmaları ve Tarih Öğretimi 1923 - 1960 “, tez danışmanı Prof. Dr. Yücel ÖZKAYA’dır. Girdiği test ve mülakât sınavlarını kazanarak ( 1987 ) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Yönetimi Lisansüstü%2
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s