MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN SOYU- KOCACIK VE KONYAR YÖRÜKLERİ

Mustafa (Kemal Atatürk), 1881’de Selanik’te Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesinde bulunan (günümüzde müze) üç katlı bir (günümüzde Selanik’in Aya Dimitriya Mahallesi Apostolu Pavlu Caddesi üzerinde 75 numaralı) evde doğdu. Babası, o sırada kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdır. Baba tarafından dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi, anne tarafından dedesi Sofu-zade (Sofi-zade) Feyzullah Efendidir.

Mustafa’nın baba ve anne tarafında soyu, Rumeli’nin fethinden sonra buraya Anadolu’dan göçürülerek iskân edilen “Yörük” (Yürük) veya “Türkmen”lerden gelmektedir.

Mustafa’nın baba soyu, Aydın/Söke’den gelerek Manastır vilayetinin Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık’a yerleşmiştir. Aile sonradan (1830’larda) Selanik’e göç etmiştir. Ali Rıza Efendi de muhtemelen 1839’da Selanik’te dünyaya gelmiştir. Dedesi Ahmet ve dedesinin kardeşi Hafız Mehmet’in taşıdığı “Kızıl” lakabı ve yerleştikleri nahiyenin adı olan “Kocacık”tan anlaşıldığı üzere, Mustafa’nın baba soyu, Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli roller oynayan “Kızıl-Oğuz” veya “Kocacık Yörükleri/Türkmenleri”nden gelmektedir.

Kızıl-Oğuzlar veya Kızıl Oğuz Türkmenleri, “Kızılkocalılar” olarak da adlandırılır. Bunlar, Oğuzların Kızıl Oğuz boyundandır. 1041 yıllarında Hazar Denizi’nin güney ve güneybatı bölgelerinde (Tahran, Kazvin, Reşt, Zencarn, Tebriz) ve “Kızıl Özen” (Kızıl Ören) ırmağı civarında yaşamakta idiler. İldeniz hükümdarlarından Arslan Şah’ın oğlu “Kızıl Bey”in oymakları olduklarından bu Türkmenlere “Kızıl Oğuz Türkleri” adı verilmiştir. [1]

Kızıl Bey, Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in kız kardeşi ile evlenmiş ve devletin kuruluşunda Selçuklulara büyük destek vermiştir. [2] Tuğrul Bey’e bağlı Kızıl Oğuz Türkmenleri, başlarında Mansur, Gök-Taş, Bulca beyler olduğu halde Anadolu’ya yapılan akınlarda etkili rol oynadılar. Kızıl Oğuzlar, Sultan Alparslan ve Sultan Melikşah dönemlerinde, Alparslan’ın yeğeni Sadettin Bey’in emrine girdiler. 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra Kars, Erzurum, Erzincan ve Sivas illerine doğru akınlara başladılar. Sivas ve Tokat arasındaki Kelkit Vadisi’ni ele geçirdiler. Türkiye Selçuklularının son dönemleri ile Anadolu Beylikleri döneminde, Ankara’nın yönetimini elinde bulunduran Ankara Valisi “Kızıl Bey”, Kızıl Oğuz Türkmenlerinden idi.

Kızıl Oğuz Türkmenleri, “iskân” politikası kapsamında Tokat, Amasya, Konya, Karaman, Ankara, Aydın, Isparta, Balıkesir, Bolu, Kastamonu ve Sinop illerine yerleştirildiler. Reşadiye ve Mesudiye arasındaki “Kızıl Özenliler Yurdu” olarak anılan bölgede (günümüzdeki Reşadiye-Kızılören köyü civarı) “Kızıl Ahmetliler” adlı bir beylik kurdular (1410). Beyliğe adını veren Kızıl-Oğlu Ahmet Bey ve kardeşleri; Amasya, Tokat, Çorum, Sivas, Ordu, Samsun, Giresun ve Şebinkarahisar’ı ele geçirdiler. Kızılırmak ve Yeşilırmak bölgesine hâkim oldular. Amasya Valisi Yörgüç Paşa, Sultan II. Murat’ın emri ile Kızıl-Oğlu Ahmet Bey ve diğer ileri gelenleri Amasya Kalesi’ne davet ederek ortadan kaldırdı (1424). Kızıl Oğuz Türkmenleri de Anadolu’nun çeşitli yerlerine dağıtıldılar. Büyük bir bölümü Fatih Sultan Mehmet döneminde Evrenos-Oğlu Ali Bey tarafından Rumeli’de fethedilen Selanik, Manastır ve Yanya illerine yerleştirildiler. İsfendiyaroğulları Beyi ve Osmanlıların Kastamonu Valisi Cemalettin Kızıl Ahmet Paşa, 1515’lerde Bayburt Sancak Beyi olan Mirza Mehmet Bey ve Bolu Sancak Beyi olan babası Kızıl Ahmet Bey ile Sultan III. Murat döneminde Rumeli Beylerbeyi olan Kızıl Ahmetli Şemsi Paşa Kızıl Oğuz Türkmenlerinden idi. [3]

Mustafa’nın anne soyu da Anadolu’dan Rumeli’ye iskân edilen Yörük/Türkmenlere dayanır. Anne tarafından dedesi, Vodina Sancağına bağlı “Sarıgöl” (Kayalar)’den göçerek Selanik yakınlarındaki “Lankaza”ya yerleşen Sofu-zade (Sofi-zade) Feyzullah Ağa’dır. Yerleştikleri Sarıgöl bölgesi, “Sofular” lakabı ve ailedeki hatıralara göre, Mustafa’nın anne soyu Konya Karaman’dan Rumeli’ye göçen ve bundan dolayı “Konyarlar” adıyla anılan Yörük/Türkmenlerdendir. Konyarlar, Fatih Sultan Mehmet döneminde Rumeli’ye iskân edilmişlerdir (1466). [4]

Mustafa’nın anne soyundan dedesi Sofu-zade Feyzullah Efendi, Selanik’e bir saatlik mesafede bulunan Lankaza’da çiftlik sahibiydi. Mustafa’nın ve Makbule Hanımın çocukluk hatıralarında söz ettikleri çiftlik burasıdır. Annesi Zübeyde Hanım, Feyzullah Efendi’nin üçüncü eşi Ayşe Hanım’dan olan tek kızıdır. Mustafa’nın beş kardeşi içinde en uzun ömürlüsü olan Makbule Hanım (1885-1956) anne soyları hakkında, “annemden sık sık şunları dinlemişimdir” diyerek şu bilgileri vermiştir: “Bizim esas soyumuz Yörüktür. Buralara Konya-Karaman çevrelerinden gelmişiz. Büyük babam Feyzullah Efendi’nin büyük amcası Konya’ya gitmiş, Mevlevi dergâhına girmiş, orada kalmış. Yörüklüğü tutmuş olacak…” [5]

Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım 1870’te evlendiler. Çiftin; Fatma (1871/1872-1875), Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Mustafa (1881-1938), Makbule (1885-1956) ve Naciye (1889-1901) olmak üzere beş çocuğu olur. Mutlu evlilik, salgın hastalıklardan ilk üç çocuğun ölümü ve Ali Rıza Efendi’nin iş hayatındaki aksaklıklarla zaman zaman sıkıntılı bir şekilde yürür.

Zübeyde Hanım, Ali Rıza Efendi’nin ölümüyle (1893) üç çocukla dul kalır. Kardeşi Hüseyin Ağa, eniştesinin ölüm haberini alınca Selanik’e, kız kardeşi Zübeyde’nin evine gelir. Kız kardeşi Zübeyde’ye, “Rahmetli ömürsüz adamla seni evlendiren ben oldum. Bundan sonra size ben bakacağım, bu çocukları ben büyüteceğim” diyerek aileyi yanına alıp Lankaza’daki Rapla Çiftliği’ne götürür.

Üç çocuğu (Mustafa, Makbule, Naciye) ile dul kalan Zübeyde Hanım, oğlu Mustafa’yı Askeri Rüşdiyeye verdikten sonra, ekonomik yönden sıkıntılı günler yaşamaya başlar. Çocuklarıyla kendisine bağlanan iki mecidiyelik maaş ailenin geçimini sağlamaktan çok uzaktır. Bu sıralarda, Yunanistan’a terk edilen Teselya’nın merkezi Larisa(Yenişehir)’dan göç edenlerden Reji idaresi memurlarından Ragıp Efendi, Zübeyde Hanım’a talip olur.

Ragıp Efendi de hanımını kaybetmiş dört çocuklu bir duldur. Kılıçoğlu Hakkı Bey’in kayınpederi Şeyh Rıfat Efendi tarafından Zübeyde Hanım ile Ragıp Efendi evlendirilir. Varlıklı bir kişi olmasına rağmen Ragıp Efendi, Zübeyde Hanım’ın evine gelerek yerleşir. Evin büyük erkek evladı olan Mustafa, bu evliliği kabul etmez ve evi terk eder. Mustafa, Horhor Mahallesi’nde oturan öz halası Emine Hanım’ın evine yerleşir. Ragıp Bey, Balkan harpleri sırasında veyahut sonrasında vefat eder. Zübeyde Hanım ve Makbule, Balkan harplerinden sonra İstanbul’a göç ederler. [6]

Mustafa Kemal Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin nesli, Atatürk ve Makbule Hanım ile sona ermiştir. Buna karşılık Atatürk’ün baba soyu, “Kırmızı Hafız” lakabıyla tanınan amcası Hafız Mehmet Emin Efendi’nin torunları ile devam etmektedir. Günümüzde bu daldan, kalabalık aileler aramızda yaşamaktadır. [7]

Kocacık ve Konyar Yörük/Türkmenlerinin evladı Mustafa Kemal Atatürk, “Türk”ü şöyle tanımlamaktadır: “Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne yedi bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı; o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.” [8]

DİP NOTLAR
[1] Hüseyin Şekercioğlu, “Atatürk’ün Soy ve Sülalesi Hakkında Yaptığım Araştırmalar”, Türk Kültürü Dergisi, Cilt: XIII, Sayı: 145 (Kasım 1974), s. 7
[2] Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, Ankara 1967, s. 90 vd.
[3] Şekercioğlu, a.g.m., s. 89; İsmet Miroğlu, XVI. Yüzyılda Bayburt Sancağı, İstanbul 1975, s. 19
[4] Burhan Göksel, Atatürk’ün Soykütüğü Üzerine Bir Çalışma, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 1987, s. 6
[5] E. Semih Yalçın-Ali Güler, Atatürk Hayatı, Düşünceleri ve Kişiliği 1, Berikan Yayınları, Ankara 2000, s. 29
[6] Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk Okul ve Genç Subaylık Anıları, İnkılap Kitabevi, İstanbul (Tarihsiz), s. 16
[7] Göksel, a.g.e., s. 19; Hamza Eroğlu, Atatürk Hayatı ve Üstün Kişiliği, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1997, s. 278-279
[8] Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Türk Kültürü Dergisi, Sayı: 85 (Kasım 1968), s. 10

About drkemalkocak

Eğitimci-Bürokrat-Akademisyen olmasına rağmen cehlini bir türlü gideremeyen ama suyu aramaktan yılmayan-Bu su Fuzulî'nin "Su Kasidesi"ndeki sudur... 01.07.1953’te Ankara / Şereflikoçhisar / Sarıyahşi’de doğdu.. Sarıyahşi İlkokulunu ( 1965 - 1966 ), Şereflikoçhisar Ortaokulunu ( 1968 - 1969 ), Ankara Erkek İlköğretmen Okulunu ( 1971 - 1972 )bitirdi. 15.11.1972’de Ankara / Keskin / Karafakılı Köyü İlkokulu Öğretmeni olarak Devlet memurluğuna başladı. Kırıkkale / Yahşihan /Namık Kemal ve Karacaali Köyü ilkokullarında Sınıf Öğretmenliği yaptı. Askerliğini er öğretmen olarak yerine getirdi. Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünü ( 27.09.1978 ) bitirdi. 25.03.1982’de Ankara / Namık Kemal Ortaokulu Sosyal Bilgiler Öğretmenliğine başladı. Kırıkkale / Hasandede Orhan Demirhan, Kırıkkale Ticaret ve Aydınlıkevler liselerinde Sosyal Bilgiler ( Tarih ) Öğretmenliği yaptı. Millî Eğitim Bakanlığınca yapılan seçme sınavını kazanarak 8 ay süreli İlköğretim Müfettişliği Hizmet içi Eğitim Kursunu tamamlayıp Eskişehir İlköğretim Müfettişliğine atandı. 06.09.1983 - 22.03.1985 tarihleri arasında İlköğretim Müfettişliği görevini yürüttü. Eskişehir İlköğretim Müfettişliğinden Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü Şube Müdürlüğüne atandı. Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilâtındaki şube müdürlüğü görevine 22.03.1985’te başladı. İlköğretim Genel Müdürlüğünde Teftiş ve Değerlendirme, Disiplin, Mevzuat, Program ve Yayımlar, Araştırma ve Plânlama şube müdürlükleri görevinde bulundu. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Eğitimi Ana bilim Dalı Tarih Eğitimi Bilim Dalında lisans tamamladı (16.02.1987). Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Genel Türk Tarihi Ana bilim Dalında yüksek lisans ( master ) yaptı ( 21.02.1991). Tezi “ Cumhuriyetten Günümüze Tarih Çalışmaları ve Tarih Öğretimi 1923 - 1960 “, tez danışmanı Prof. Dr. Yücel ÖZKAYA’dır. Girdiği test ve mülakât sınavlarını kazanarak ( 1987 ) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Yönetimi Lisansüstü%2
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s